Mim # 19 Ben Küçükken

   Mimlerle hızlı bir geri dönüş yapıyorum.Bu mimi arkadaşım Büşra ve Şemspare paslamış.Teşekkür ederim ve çok beklettiğim için üzgünüm ^_^

Büşra ve Şemspare'nin küçüklüğünü okurken kendi küçüklüğümü özlediğimi farkettim ve hemen yazmaya başlıyorum..
      Ben küçükken;

*Daha iki yaşındayken annemler beni memleketimize (Kastamonu) yollamışlar.Orada bana bir yıl anneannem, dedem, teyzem ve dayım bakmışlar.O günden beri köyüme çok bağlıyımdır ve çok severim.Orada kalırken bayram zamanı annemle babam yanımıza gelmişler ve ben annemi gördüğümde ''Teyze'' demişim.Annemde ''Kızım bana anne demiyor!'' diyerek ağlamış.Kendisi bu olayı hatırlamaz ama herkes anlatıyor.Üzgünüm anne T.T

*Yine köyde kaldığım zamanlar dedemle bahçede oynuyormuşum.Emziğimi masanın üzerine koymuşum.Dedemde ben farketmeden emziğimi alıp saklamış.Emziğimi sorduğumda da yanımızda yem yiyen kuşları gösterip kuş aldı götürdü demiş.Bende hiç ağlamamış, hiç emzik istememişim.O zaman emziği bırakmışım ve her sorana ''Kuş aldı götürdü! Kuş aldı götürdü!'' demişim..Ahh dedemi çok özledim..

*İstanbul'a döndüğümüzde yeni komşularımla tanıştıktan sonra bana alışmaları biraz zor olmuş çünkü şiveli konuşuyormuşum ahahah :D Onlara oturmaya gittiğimizde kız kardeşinin oğlu yani yiğeni benim saçımı çekmişti bende ''Bunlar bir daha buraya gelmesin'' demiştim.Halbuki kime diyorsam asıl yabancı benim :D

*Çok uslu hanım hanımcık bir kızmışım.Bir topluma girdiğimizde annemin peşinden herkesin elinden öpermişim.Şimdi öpmeyi hiç sevmem :D

*Daha okula başlamadan çocukluk arkadaşımla beraber resimler yapar yazılar falan yazardım.Yani okumaya, resim yapmaya, yazmaya hevesli bir çocuktum.Gel görün ki okulun ilk günü salya sümük ağlayan da bendim T.T

*Daha çok erkeklerle takılmayı seven onları kendime arkadaş seçerdim.Kızlarla fazla anlaşamazdım.Aynı zamanda çocukları çok döverdim.Beni sinir ettiklerinde yapıştırırdım hemen.Ki hala öyleyim.Elim ağırdır yani ayık olun kkk

*İlkokul beşte sınıf öğretmenimizi çok üzmüştük.Zaten kadrolu öğretmen gelince gitmek zorunda kalmıştı.Arkadaşlarla onu ziyaret etmeye karar vermiştik.Annem yanımızda veli var sanıyordu ama kimse yoktu.Evini bilmiyorduk ama mahallesini biliyorduk tek tek binaları gezip ismine bakmıştık.Baktım öyle olmayacak evini bilen bir arkadaşımın evine dayanıp onu zorla alıp hocanın evine götürmesini istemiştim.Sonunda ziyaret etmiştik ama eve gidince annem çok merak etmiş ve çok kızmıştı..

*Evimiz 7. katta ve uzun L şeklinde bir balkonumuz vardı.Mahalledeki en yüksek bina bizimdi ve haliyle her yere tepeden bakardım.Babam benim için balkona salıncak yapmıştı o kadar yüksekte sallanmaya bayılırdım.Amcam da beni balkonumuzun mermerine oturturdu ve ayaklarımı dışarı sallandırırdım.İçimden korksam da o duyguya bayılırdım..

*Sabahtan akşama kadar sokakta arkadaşlarımla oyunlar oynamaya bayılırdım. Acıktığımda zile bastıktan sonra ya da basmadan Anneee! diye bağırmasına da bayılırdım.En alt katta oturan teyze orada oynamayın diye kızsa da inadına orada oynardık.Ne var sanki oynasak bir kere çocuk oluyoruz..

*Annemden gizli gizli meybuz yerdim.Ateri (doğru yazdığımdan emin değilim) oynardım.Üçgen, ortada sıçan, köşe kapmaca, yerden yüksek, dokuz taş ve daha neler neler..Ben bunlarla büyüdüm..

*Arkadaşımla babamın getirdiği kumaşlardan (Babam terzidir) bebeklere elbiseler diker sokakta tezgah kurup satardık :D Demek ki o zamanlardan beri el yeteneğim varmış :D

*Hatta bir keresinde erkekler mahalledeki birkaç kıza sataşıp rahatsız ediyorlardı.Bende uzaktan onları izliyordum.Kızlar yanıma gelip arkama saklandılar.Çocuğun kızlara attığı bir şey bana geldi ve benimde sinirlerim tavan yaptı.Kalkıp çocuklara var gücümle vurmuştum.Hatta kaçtığında ben yokuşun tepesinde o aşağıdayken yerden bulduğum patlıcan atmıştım.Tam da kafasına isabet gelmişti, patlıcan yarılmıştı.Benim yüzümden iki gün sırt ağrısı çekmişti ama ohh olsun kk Birilerine tekme tokat girişme huyum lise 2'de son buldu.Çünkü bölümüm gereği sınıfta sinir eden erkek yoktu.34 kızın arasına düşmüştüm :D

*Küçükken tonton bir kızdım.İlkokulda zayıfladım, hep küçük ve minyon bir kızdım.Her sene kütüphanecilik kulübünde olurdum.Hemen hemen her tenefüs kütüphaneye gider kitapları inceler, okurdum.Diğerlerinden farklıydım gerektiğinde hanım hanımcık gerektiğinde erkek fatma denilen tiplerden olurdum.Ama hiç sevimli kızlardan olmadım :D Hala da öyleyim ve bu durumdan şikayetçi değilim..

Aslında daha yazabilirim ama bu kadar yeter.Sizde sıkılmayın..Ben yazarken o günleri tekrar yaşadım, yüzümde kocaman bir gülümse var.O günleri çok özlüyorum keşke hiç büyümeseydim...

Sevdiniz mi küçüklüğümü? Peki siz küçükken nasıldınız? ^_^
Renkli Tırtıl
Nabrut
Fighting!!
Dreamcatcher
Arrakis

6 yorum:

  1. Çocukluğun çok eğlenceli geçmiş ya hu! Çok imrendim bak. Ama seninkini okuyunca hoş ve anlamlı birkaç şeyi unuttuğumu fark ettim.
    Bende bebeklerime giysiler dikerdim. Hatta yastık yorgan bile yapmıştım. Vay be biz bile büyüdük!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüdük ya baya baya büyüdük T.T
      Yazdıktan sonra bile insanın aklına bir sürü şey geliyor.Küçüklüğümüz tek bir yazıyla anlatılacak kadar kısa değil ki :)

      Sil
  2. Çok sevimli bir mim, teşekkür ediyorum, zevkle yapacağım :3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim..Cevaplamanı bekliyorum :)

      Sil
  3. Uçaay!! Senin çocukluğunda çok güzelmiş ki.. Çok şükür ki tablet, telefon eşliğinde heba olmamış çocukluğumuz. Benziyoruz senin dediğin gibi. Atari, bebeklere dikilen elbiseler, meybuzlar... Ah çok güzeldik :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok şükür öyle bir çocukluğumuz yok :) Kesinlikle çok güzeldik ahh ahhh ^_^

      Sil